Türk basketbolu, değerli spor adamlarının büyük emekleri, önemli çabaları ve büyük fedakârlıkları ile günbegün gelişerek günümüze geldi. Yine bundan 10 yıl öncesine gidildiğinde, her kulüpte eskinin fedakar, bilgili, emekçi ve önder yöneticileri ile yönetilen kulüplerimiz, her yıl Türk basketboluna sporcular kazandırmak için yaptıkları antrenör seçimlerini, antrenörün becerisini, yeteneklerini ve başarısını değerlendirerek yapıyorlardı. Bu da hem kulüp hem ülke basketboluna önemli değerler kazandırılmasına öncülük ediyordu. Bu değerli yöneticiler aynı zamanda antrenörlere ve alttan gelen sporculara vizyon katmak için zaman harcıyor, çaba sarf ediyorlardı.

Geçmişte çalıştığım ve bana büyük katkı sağlayan Ata Ünal, Aziz Başdoğan, Murat Tümer, Cavit Altunay, Murat Yosmaoğlu (Namıdiğer Forty), Dr. Bülent Bayraktar ve Dr.İlker Yücesir, Ali Kavaklıoğlu, Mustafa Erkoç, Remzi Dilli, Selam Gökçe gibi değerli yöneticiler vardı. Ve bu adamlar yeni bir antrenör, oyuncu ya da menajer ile anlaşacaklarsa, her birinin çalışmış olduğu kulüp ve yöneticilerinden bilgi alırlardı.

Bahsettiğim dönemlerde öncelik; çalıştığın kurumu sahiplenmek, iyi oyuncular yetiştirmek için çalışmak, araştırma yapmak ve abilerle zaman geçirerek kendini yenilemekti. Ve o dönemlerde bu antrenör abiler, gerçekten antrenörlük değerlendirmesi yapar, önü açık basketbol antrenörlerine önderlik edip sahip çıkarlardı.

O zamanlar Türk basketbolcuların önderliğinde giderdi ligimiz ve bugün halen yeri doldurulamayan çok değerli sporcuların yetiştiği dönemlerdi.

Milli takımlarda çalışanlar sportif başarısına göre seçilirdi ve milli takımlar o dönemlerde en kötü ilk sekiz içerisine girerdi.

Neyse konuyu çok uzatmaya gerek yok çünkü herkesin hatırladığı hatta yaşadığı süreçlerdi.

Günümüze gelindiğinde kulüplerin müthiş imkanları, bilimsel çalışmaları, nispeten eskiye nazaran daha çok antrenman salonu ve fiziksel gelişim (kondisyon) salonları var. Fakat kulüplerde, şimdi ise o işi çok iyi bilen eski yöneticiler yok. !! Altyapılarda özellikle U-11 ile U-16 arasında çalışan kaliteli antrenör sayısı yok denecek kadar az (Bir elin beş parmağını geçmez.).

A takım antrenörleri ise yanlarında kendilerine basketbolun değerlerini taşıyan değil kulüplere oyuncu veren menajerlerin yönlendirdiği asistanlarla çalışmaya başladı.

Kulüp değerini yükseltmek ve kulüplerin mali yükünü azaltmak için çalışmak yok artık. Oyuncu yetiştirmek de yok. Hatta çalışarak sportif başarı elde etmek hiç yok, artık yabancı oyuncuların önderliğinde giden takımlar var. Unutulmamalıdır ki "El atına binen tez iner"

Gelelim asıl sonuca;

Türk basketbolu kötüye gidiyor. Kulüpler ve altyapıları yöneticisiz, başıboş ve oyuncu menajerleri tarafından yönetilen antrenörlerle doldu. (Birçok kulübün Atakım antrenörü dahil).

Bugün kadın basketbolu gelişti denildiği ortamda milli takımların küme düşüyor olması, altyapılardan yetişen oyuncuların üst seviyede oynayamaz olmasının sebeplerine gelince:

Birçok kulübü oyuncu menajerleri yönetiyor, A takım antrenörlerini onlar öneriyor çünkü istedikleri oyuncuları istedikleri fiyata verebilmeleri için bu önemli,

Kulüpler antrenörlerle ilgili bilgi almak için çalıştıkları kurumlardan ve yöneticilerden fikir almak yerine ortada dolanan ve oyuncu menajerlerinin istediklerinin olabilmesi için yarattıkları asılsız bilgilerle besleniyor,

Kulüp yetkililerinin çoğunluğu basketbolun içinden gelmediği için ve işleyişin başına saygın bir yönetici alınmadığı için yetersiz birçok antrenör ve idareci ile kulüpler kapanma seviyesine gelmekle beraber oyuncuların paralarını ödeyemez duruma geliyorlar,

Kulüpler, yeni çalışacak kişilerin ve onların arkasında olan camiadan uzak kişilerin yarattıkları sanal dünyaya çabuk inanıyorlar (Araştırma kısmı eski çalıştıkları kulüp ve yöneticiler),

Birçok yetersiz yönetici ve antrenör, geçmişte çalıştıkları antrenörlerin başarısını üstleniyor ve bunu camiadan uzak yöneticilere inandırıyorlar (Sonuç hep aynıdır ve kulüplerin başarısızlığı ile biter.)...

Gelinen noktada yapılması gereken en önemli şey, öncelikle kadın basketbol altyapı sorumlusunun kendisine yakın olanlar ve yakın olması gerekenler haricinde gerçek bağ Türk Milli takımdır ve profesyonellik gerektirir anlayışını benimsemeli. Ardından eğer devam edecekse (bunun ne denli doğru olduğunu bilemiyorum tabi) Türk basketbolunun gelişmesi ve Milli takımların başarısı için ortak fikirlerin alınabileceği bir toplantı yapılmalı.

Buraya tüm antrenörler (bu işi yapan ve hem sporcu yetiştirmiş hem de sportif anlamda başarı kazanmışlardan bahsediyorum !!!) davet edilmeli gerekirse her antrenörün kendisini ve planlarını sunacağı 2-3 günlük bir plan da yapılabilir.

Beni yetiştiren abilerin “Asıl Liderler, Yanında Lider Yetiştirenlerdir.” fikrini benimseyerek çalıştım daima.

Değerli kurumlarda görev aldım: Galatasaray, İstanbul Üniversitesi, Fenerbahçe, Panküp TED (Şimdiki AGÜ), TED Ankara Kolejliler ve Mersin Üniversitesi. Hem o dönemler hem şimdi (kendi kulübümüz olan Dostluk Spor’da) altyapıdan milli takıma (bugün süper lig ve milli takımlarda oynayan) sporcular yetiştirdim ve yetiştirmeye devam ediyorum. Çalıştığım her kulübün kendi altyapı kaynağını oluşturduk ve hem A takım hem altyapılarda her daim başarılı olduk. Bu çalışmaları yaptığım kulüplerdeki asistanlarımın büyük kulüplerde antrenörlük yapıyor olmasıyla da gurur duyuyorum.

Geçmişten günümüze yeni kurulacak kulüplerin doğru yapılanmaları, sistemleri ve çalışma prensiplerine kadar her daim fikirler verdim ve bu kulüplerin başarılarının gururla takipçisi olmaya devam ediyorum. Şimdiki ortamların bu düşünce tarzından uzak olması gelinen başarısızlıkların nedenidir.

Bugün Türk basketbolunun yetiştirdiği en önemli değerler olan Hidayet Türkoğlu, Ömer Onan, Kerem Tunçeri, Hüseyin Beşok ve perde arkasındaki kahraman Emir Turam gibi değerlerin olduğu Federasyonumuzun bu işlerin onlara yakışır kişiler tarafından yönetilmesini sağlamaları gerekiyor.

Erkek altyapı milli takımların başına Fikret Doğan gibi bir değer getirildi, zamanla daha iyi olacak fakat kadın milli takım altyapıları başıboş ve burada olan birçok antrenör arkadaşımızın (onları suçlamıyorum) basketbol kariyerlerinde hiç altyapı çalıştırmamış ve oyuncu yetiştirmemiş olmasının yanı sıra sportif hiçbir başarıları yokken nasıl olurda her antrenörün hayalini süslediği milli forma onlara bu denli kolay giydirilebiliyor.

Kadın takımlar yönetim kurulu üyesi, eski değerli basketbolcu ve hem kulüpler seviyesinde hem milli takım seviyesinde başarıyla antrenörlük yapmış Sayın Bahar Akgün’ün kariyerine ve geçmişine yakışmayan sonuçlardır. Bahar Akgün ile geçmişte çalıştım ve kendisine çok saygı duyuyorum . Bu gibi önemli bir değer'in olduğu yeri kendi yaşam ve spor felsefesi seviyesine getirmesi basketbolu kalkındıracaktır.

Bunca değerli basketbol adamının olduğu Federasyonumuzun muhakkak doğru yolu bulacağı kanısında ve inancındayım.

 

                                                                                              Davut Güngör